KOMÜN DAYI

K

11 temmuz günü Yalım Park’ta (Antalya) kamp attım fıskiyelerden dolayı biraz çile çeksemde çok güzel yer sabah dahi kaldıran kimse olmadı yanıbaşınızda bir uçurum deniz,manzara…

Çadırı hep bank yanlarına kuruyor akşam bankta yada sandalyede oturuyorum ayrıca şöyle bir katkısı oldu bana her seferinde yeni birileri ile tanışıyorum.

Ve bu yazıyı yazma sebebim KOMÜN DAYI

insanların neyi ne kadar doğru söylediğini çok önemsemiyorum güvenmemi gerektiren bir ilişki pek yok sonuçta:)))

Komün dayı yalımparkta takılan ve çöplerdeki tenekeleri toplayan homeless tarzı fakat diksiyonu gerçekten düzgün tip olarakta benim favori kırıklarımdan olan Diyarbakırlı Kırık Mıheme ye benziyor.

diyalog

+Geçen seni yine görmüştüm şurda kurmuştun çadırı

-evet bende hatırlıyorum dayı

+napıyorsun geziyormusun böyle

-valla karışık her ikiside oluyor bir çalış bir gez

Sessizlik

+Hep böylemi olmaz nasıl yapıcaksın

-bilmiyorum olmuyor ne aynı yerde kalabiliyorum ne çalışabiliyorum

+gömlek dar geliyor yani sığmıyorsun

-kesinlikle hemde çok dar

+sen tam komün insanısın o zaman

-yani denebilirde yine aynı yerde kalamam

+bizim komünümüz vardı elmalıda

-hmm (komünizmden değilde küçük bir komünden bahsedildiğini yeni farkettim)

VE DAYI ANLATMAYA BAŞLADI

  1. AĞIZDAN BEN ANLATICAM

Komün dayımız yıllar önce 8 arkadaş birleşip düşünmüşler elmalıda dağ gibi biryerde arazi varmış

o araziye yerleşip kendileri üretip kendileri yiyip kendi kendilerine yaşamaya karar vermişler

birkaç tavuk bir iki inek ve biraz tohum çok az bir parayla başlamışlar ilk sene zeytinliklerdeki zeytinleri ve

elma bahçelerindeki elmaları toplamış süs biber,bol bol üzüm ve organik alman salatalığı ekmişler.

birkaç ay içinde topladıkları zeytinleri marine edip satmışlar elmaları ise özel bir yöntemle marmelata çevirmişler alman salatalıkları ise boyutlarından ötürü çok zor satılıyormuş insanlar alışık olmadığı için pazarda ilk önce tattırıp sonra satmaya başlamışlar sonrasında ise arz fazlasına çare bulamayınca komün dayımız bildiği bir mezeye birkaç ekleme yaparak kendi mezesini yapıyor(formülü bir nebze anlattı bana lakin size söyleyemem) sonra elmalı pazarında mezesini tattırmış ve hem salatalık hem meze olarak satış yapmış

  1. seneye doğru ilerlerken inek sayıları 10 olan komün dayımız ve arkadaşları bu süt arzı fazlalığını değerlendirmeleri gerektiğini farketmişler kazançlarınında yükselmesiyle beraber anlattığı peynir üretimi ile katbekat dahada yükselmeye geçmişler dayımız hollanda peyniri formülü kullanmış ayrıca her sabah kalkıp onlarca ,yüzlerce peyniri yağlamaya başlamışlar ve birkaç badireden ve girişimden sonra 250 300 adet herbiri 20 kg olmak üzere ortalama tekerlek peynir üretmiş ve satmışlar

kazançları artan ve kendi ürettiklerini tüketen komün dayı ve arkadaşlarının semayesi artmış

3.sene

üzüm sirkesi,üzüm şarabı, marmelet,süs biber turşusu, özel marine edilmiş zeytin,tekerlek hollanda peyniri ve elmalı tulum peyniri(bunu kendileri keşfetmiş)

gibi ürünlere ek 38 dereceye sabitlenen bir oda yapıp orda da yoğurt üretmişler

yaşamları yoğun çalışma gibide gözükse , parça parçada olsa toplam ortalama 8 saat çalışıyorlar 8 saat uyuyorlar geri kalan 8 saatte ise eğlence aktiviteleri oluyor sofra ve keyif masalarında ise yüksek lezzetli peynirler, kendi şarapları, sütleri ,yoğurtları, sütten ve yumurtadan kesilince kesilen tavuk ve et leri ,organik yumurtaları ,turşuları, söylediğine göre insanların almak için sıraya girdiği marmelatları ve zeytinleri…

Ve hayvan çiftliği misali 3. sene patlaklar ortaya çıkmaya başlamış Para insan egosunu şişirmiş ve ekipten bazıları durumlarında şikayetçi olmaya başlamış 0 dan bişeyler üretildiğini yaşanabildiğini ve hatta çok güzel yaşanabildiğini farkeden bu kişiler biz şehirde şöyle kazanırdık şöyle şunu yapardık vs sitem etmeye başlamışlar .

ben burda bir cevap verdim

Yazar hakkında

Yorum Ekle

canmujdecioglu

İletişime Geç

Quickly communicate covalent niche markets for maintainable sources. Collaboratively harness resource sucking experiences whereas cost effective meta-services.